Frankenstein (2025)
Film Özeti
Dr. Victor Frankenstein, ölümün sırlarını çözmeye çalışırken kendini bir kabusun içinde buluyor. Oscar Isaac’ın hayat verdiği bu saplantılı bilim insanı, sevdiklerinin acısıyla yıpranmış, toplumun dışına itilmiş bir karakter. Yalnızlığını dindirecek bir yol arayışında, ceset parçalarından yeni bir varlık yaratma cüretini gösteriyor. Ancak bu yaratımın sonuçları, beklediğinden çok daha yıkıcı olacak…
Jacob Elordi’nin canlandırdığı Canavar, önceki deneyimlerine rağmen, harbiden bir çocuğun saflığına sahip. Fiziksel görüntüsü korkutucu; fakat içindeki masumiyet, dış dünyanın acımasızlığı karşısında korumasız kalıyor. İlk kez ışıkla tanıştığında bile, gözündeki o merak duygusu tüm izleyicilere geçiyor. Peki ya o anlar, sonrasında nasıl dönüşecek? Hemen dışarıdaki red ve hor görme… Gerçekten yıkıcı…
Del Toro’nun yönetiminde, hem görsel hem de duygusal derinliklerin harmanlandığı bu yapımda, Canavar’ın öfkesinin ortaya çıkışı adeta bir başka hikaye yazacak. Ne var ki, bu öfkenin içindeki derin yaralar, izleyiciyi düşündürüyor… Suçlu kim? Cevap çoğu zaman, gözlerimizin önündeki çok basit bir hakikatte gizli. Christoph Waltz, Mia Goth ve Felix Kammerer gibi güçlü oyuncular, bu trajedinin içinde adeta parıldıyor… Yazarken bile hissetmemek mümkün değil.
Frankenstein (2025), insanlığın karanlık ve aydınlık yönlerini, saplantılarla dolu bir yolculukta, nefes kesici bir anlatımla sunuyor. İzleyici, kendini bu karmaşık ilişkiler ve çelişkiler dünyasında kaybedecek. Acaba bu hikayeden sonra, Frankenstein’a nasıl bakacağız? Sadece bir canavara mı, yoksa acıların pençesinde kıvranan bir varlığa mı? Bütün bu sorular ve daha fazlası, sinemalarda sizi bekliyor…
Yorumlar